PAZARYERİ TARİHİ

PAZARYERİ TARİHİ

Pazaryeri’nin tarihi, Bilecik ve bölgesi ile yakından ilişkilidir. Bu açıdan bakıldığında Pazaryeri’nin tarihini Bilecik ve bölgesinin tarihiyle birlilkte değerlendirmek, daha isabetli teşhislere varmamızı sağlayacaktır.

Tarih Öncesinde Pazaryeri ve Bölgesi

Neolitik Çağ’da Anadolu ve Yakın Doğu’da gelişmekte olan çiftçiliğe dayalı ilk köy topluluklarının sınırını oluşturan, dinamik kültürel gelişmeye göre “taşra” özelliğini taşıyan Trakya ve Marmara Bölgesi Kalkolitik Çağ’da farklı bir gelişim süreci izlemiştir. Kolonizasyon, göç, bilgi ya da mal aktarımı ile Avrupa kıtasına geçen ve Neolitik olarak tanımladığımız bu yeni yaşam biçimi ilk başlarda Anadolu modeline uygun bir gelişim gösterir. Ancak kısa bir süre sonra bu bölgeye uyum sağlayarak farklı bir gelişim gösterir. Bir yanda Doğu Marmara Bölgesi’nde Neolitik Çağ’da gördüğümüz Fikirtepe kültürü, öte yandan Ege üzerinden Balkan yarımadasına yayılan ve boya bezemeli çanak çömlek kullanan kültürler, İlk Kalkolitik Çağ boyunca Trakya’yı doğu - batı olarak iki ayrı kültür bölgesine ayırır. Bölgenin doğusunda koyu renkli, kızıl kahverengi - siyah renklerinde çanak çömleği ile canlı kırmızı renkli çanak çömlek kullanan batıdaki kültürlerden kolayca ayrılır.

Pazaryeri’nin Tarihi

Pazaryeri’nin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. İlkçağlarda “BİTHYNİA” denilen bugün Bursa, Bilecik, Kocaeli topraklarını kapsayan bölgenin güney batı bölü- münde yer alıyordu. Roma döneminde Anadolu’nun içinden gelip Bursa’ya giden Roma yolu Pazaryeri’nden geçerdi. Bu yolun geçtiği yerler halen yöre halkı tarafından “BAĞDAT YOLU” veya “İPEK YOLU” olarak bilinir. Roma döneminden kalma antik eserlere Firanlar, Ahmetler köyleri ve Doğanlar Mevkii’nde rastlanır.

Bizans döneminde, Pazaryeri “BİTHYNİA THEMAKİON” bölgesinde “ARMENO KASTRON” adı verilen yerleşim birimiydi. Bu ismin anlamı “Ermeni Kalesi”dir. Fakat bu bölgede Ermeniler yaşamamıştır. “ARMENO” ismi Ahi dağlarının antik ismidir. Bu isim Anadolu’nun yaklaşık M.Ö. 3000-2000 yılları arasında yaşamış “LUVİ” halkının konuştuğu dilde “Aytanrısı Ülkesi”dir. Bizanslılar bu dağların geçit bölgelerine haberleşme ve gözetleme kuleleri yaptığı için bu ismi vermişlerdir.

Kayı aşireti 1132 yılında Söğüt’e yerleştikten sonra Ertuğrul Gazi’ye yaylak olarak verilen Domaniç yaylasına giden en kısa yol Pazaryeri’nden geçmekte idi. Osman Bey Osmanlı devletini kurduktan sonra İnegöl’e (ANGELO KOMA) ve verimli ovalara ulaşmak ve fethetmek amacı ile batıya yöneldi. “Ermeni Derbendi” denilen bugünkü Pazaryeri’nin civarından geçen yolu kullandı. Bu isim Osmanlılar tarafından Ahi Dağı’nda verilen “Ermenek” isminden geldiği sanılır. Adı geçen Söğüt-Bozüyük’ten gelir “Karani Derbendi’nden (Bu derbent bugün Pazaryeri’ne bağlı Karaköy civarındadır) geçip Pazaryeri’ne vardıktan sonra Ahi Beli/Büyük Derbent/ Nazif Paşa Köyü civarında Ahi Dağını kuzeyden aşardı. Küçük Derbent/Bahçesultan Köyü’nden geçerek Kurşunlu yolu ile İnegöl’e ulaşırdı. Osman Bey buraları fethettikten sonra III. oğlu olan Yahşi Pazarlu Bey’e iskan ve idare etmesi amacıyla Pazaryerini ve havalisini verdi. Bu bölgenin ismini Yahşi Pazarlu Bey kendi adını taşıyan “PAZARLUCUK” ismi ile değiştirdi. Bu isim zamanla “Pazarcık”a dönüştü.

Osmanlılar döneminde, önemli ticaret ve askeri yolların üzerinde olduğu içinAvrupalı seyyahlarAnadolu’ya giderlerken, Pazaryeri’nden geçerlerdi. Ünlü Avusturyalı seyyah Hans DERNSCWAM 1553-1555 yılları arasında Anadolu’ya yaptığı seyahat sırasında Pazaryeri’nden geçmiştir. Bunları şöyle anlatır: “...Pazargik’te bir mescit var. Burada yalnız Türk’ler oturuyor. Rum yok. Sağ tarafta yol kenarında büyük bir kervansaray gördük. Kervansarayın içinde orta kısmında 12 tane meşe direk var. Bu direkler taşlar üzerine oturtulmuş. Bütün binayı taşıyorlar. 20 baca saydım. Kervansaray herkese açık. İçinde 150-200 at barınabilir... Pazargik (Pazarcık) sakin iki tarafı dağlarla çevrili güzel bir yer. Burada üzüm yetişmiyor. Bir Rum bize ilerideki Rum köyünden bir tulum şarap getirdi. 19 Mart sabahı Pazargik’ten Boz Gywck (Bozüyük)’e doğru yola çıktık.” 17. yy’da İran seferine çıkan IV.Murat sadrazamı Kara Mustafa Paşa ordusu ile birlikte askeri yol üzerinde olan Pazaryerine uğramış ve konaklamıştır. Buraya kendi adını taşıyan cami ve külliyeyi yaptırmıştır. Fakat bu cami Yunan işgali sırasında yıkılmış yalnız tarihi minaresi kalmıştır. Caminin yerine yenisi yapılmıştır. Pazaryeri 19. yy’ın sonlarına kadar Hüdavendigar (Bursa) livasına (vilayet) bağlı bir nahiye idi. 1852’de (H.1301) Pazarcık adı ile Ertuğrul (Bilecik) livası merkez kazasına bağlı nahiye merkezi oldu. Rumeli’den Kafkaslar’dan gelen göçmenlerin ve Yörüklerin buralara iskan edilmesiyle Pazaryeri’nin nüfusu artmış. Çok renkli ve gelişmiş bir kültür alt yapısı oluşmuştur.

Kurtuluş Savaşı zamanında Pazaryeri üç kez Yunan işgaline uğramış ve yıkılmıştır.

Miralay Ayıcı Arif Bey komutasındaki birliklerimizle yunanlı işgalcileri arasında kanlı çarpışmalar sonucunda 5 Eylül 1922 tarihinde Yunanlılar Pazaryeri’ni boşalttılar. Ancak çekilirken yakıp yıktıklarından Pazaryeri harabe halinde bırakılmıştır. 1926 yılında, yeniden yapılan idari taksimata göre, Pazarcık, Bilecik İli Bozüyük İlçesi’ne bağlı bir bucak merkezi oldu. Pazarcık Bucağı 1953 yılında Maraş İli’nin Pazarcık İlçesi ile isim benzerliği ve bu benzerliğin çeşitli karışıklıklara sebep olacağı gerekçesi ile PAZARYERİ ismi ile ilçe merkezi oldu.

Önemli Linkler